Hakikat Nedir? (Dini Açıdan Açıklaması)

Hakikat, İslamda gerçek, gerçeğe uygun, olan, doğru, cevher, asıl, adalet gibi anlam­lar içeren kavramdır. Dini açıdan hakikat nedir açıklaması hakkında bilgi verelim.

Kuran’da hakikat yerine hak sözcüğü geçer. Hadislerde ise genellikle bir şeyin aslı, yetkin durumu anlamında hakikat söz­cüğü kullanılır (örn. hakikatü’l-iman, hakikatü’t-takva vb). Tasavvufta ise hakikat sözcüğüne çeşitli anlamlar yüklenir. Şeriat, tarikat, hakikat ve marifet biçiminde sırala­nan aşamalardan biri olarak hakikat Tanrı’ yı görme (müşahede), mutasavvıfa tanrısal öze ilişkin sırların açılması anlamına gelir.>

Şeriatın yükümlülükleri ve yasakları bildirmesine karşılık hakikat, Tanrı’nın ev­rendeki tasarrufunu ve yönetimini bildirir.

Bir yoruma göre Fatiha Suresi’ndeki “Yal­nız sana kulluk ederiz” cümlesi şeriatı, “Yalnız senden yardım dileriz” cümlesi de hakikati dile getirir. Ne hakikatin doğrulamadığı şeriat, ne de şeriata bağlı olmayan hakikat makbuldür. Hakikat, kalbin sürekli Tanrı huzurunda bulunması, bir an bile kuşkuya düşmemesi, yalnız keşf ve ilhamla ulaşılan gerçeklere açılmasıdır. Hakikat sözcüğü mutasavvıflarca Tanrı’yı belirtmek için de kullanılır. Bir başka yoruma göre de Tanrı ile evrenin birliğini dile getirir. Buna göre yalnızca tek hakikat olmakla birlikte, öznel bir bakışla hakikatin iki yönü görülebilir: Görünen her şeyin özü olan Tanrı ve Tanrı’nın özünü görünür kılan nesneler. Hakikat bir yönüyle Hak (Tanrı) olarak, öteki yönüyle de halk (yaratılmış varlıklar) olarak adlandırılır.

Hakikat, öz­deki birliğine karşın nesneler dünyasında çokluk ve çeşitlilik gösterir. Varlığın birliği (vahdet-i vücud) öğretisini benimseyen mutasavvıflara göre hakikat-ı Muhammedi, mutlak varlık olan Tanrı’nın belirme anlamlarından ikincisini, ilk belir­me (taayün-i evvel) aşamasını dile getirir. Vahdet, hüviyet, mutlak ilim, hakikatü’l- hakayık biçiminde de adlandırılan hakikat-ı Muhammedi aşamasında Tanrı özünü, nite­liklerini ve bütün varlıkları birbirinden ayırmaksızın toplu olarak bilir. Bu aşamada bilen, bilinen ve bilgi aynı şeydir. Bu anlayış, “Tanrı ilk olarak Hz. Muhammed’ in ruhunu ve nurunu yarattı, sonra her şeyi bu ruh ve nurdan, bu ruh ve nur için yarattı” biçiminde özetlenebilecek inançtan kaynaklanmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir